SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1428 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsin muhtelif rivayetlerini Buhârî «Tefsir», «istizan», «Et'imıe» ve «Nikâh» bahislerinde; Tirmizi «Tefsir» de; Nesâî «Nikâh» ve «Tefsir»de muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir.

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz. Zeyneb ile bir rivayette hicretin üçüncü, başka bir rivayete göre beşinci yılında evlenmiştir. Daha önce Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin âzâdlı kölesi ve oğulluğu Zeyd b. Harise ile evli idi.

 

Hz. Zeyneb Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in halası Ümeyme binti Abdilmuttalib'in kızıdır. ilk müslümanlardan ve muhacirlerdendir.

 

Hz. Zeyd aslen Medîneli'dir. Câhiliyet devrinde henüz çocuk iken annesi ile birlikte akraba ziyaretine gittikleri bir sırada esir edilmiş ve Mekke'ye gönderilerek Ukâz panayırında satılmıştı. Bir rivayete göre onu Hâkim b. Hizâm, teyzesi Hz. Hadice binti Huveylid nâmına satın almıştır. Başka bir rivayete göre satın alan bizzat Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'dir; Hz. Hadîce'nin malından satın almış, sonra Hadîce (Radiyaîlahu anhaj onu kendisine hibe etmiştir.

 

Zeyd (Radiyallahu anh) o zaman sekiz yaşlarında idi. Babası onun Mekke'de satıldığını duyunca fidye vererek geri almak için bâzı yakınları ile Mekke'ye geldi; ve ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müracaat etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) Zeyd'i babasına dönüp dönmemek hususunda muhayyer birakt. Hattâ babasını tercih ederse fidye de istemiyeceğini söyledi. Fakat, buna rağmen Zeyd (Radiyallahu anh) onu babasına tercih etti; çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona hakikî bir babadan daha ziyade şefkat gösteriyordu. O zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) babasının ve birçok kimselerin huzurunda Hz. Zeyd'i oğulluğa kabul buyurduğunu ilân etti. Babası da geri döndü.

 

Hz. Zeyd ilk imân edenlerdendir. Evvelâ Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) onu âzâdlısı Ümmü  Eymen ile evlendirmişti. Ondan Üsâme adında bir oğlu dünyaya geldi. Bilâhare Hz. Zeyneb (Radiyallahu anh} ile evlendirmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de ismi zikredilen tek sahâbi Zeyd (Radiyallahu anh'dır.

 

Hz. Zeyneb'i istemeye bizzat Nebi (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) gitmişti ; Zeyneb (Radiyallahu anha) ile kardeşi Abdullah b. Cahş onu görünce kendisi için dünürlüğe geldiğini zannederek sevinmişler; fakat Zeyd (Radiyallahu anh) için geldiğini anlayınca canları sıkılmıştı. Maamâfih bu bâbda âyet nazil olduğu için sonradan muvafakat göstermişlerdi.

 

Zeyd ile Zeyneb (Radiyallahu anhuma) ancak bir sene geçinebildiler. Çünkü ilmî ilâhîde Hz. Zeyneb'in Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) ile evlenmesi mukadder idi. Geçinememelerinin hakikî sebebi bu idi. Zahirde Zeyneb (Radiyallahu anha) Hz. Zeyd'e sert muamele ediyor; onu kendine küf yâni denk saymıyordu.

 

Zeyneb (Radiyallahu anha) ile evlenecekleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) Efendimiz'e vahiy sureti ile bildirilmişti. Fakat halkın dili durmayacağını «oğulluğunun karısı ile evlendi» diyeceklerini bildiği için bunu gizliyor; kimseye açamyordu. Bu hususta dahî âyetler nazil olarak mes'ele bütün sarahati ile ortaya atıldı. Nihayet Hz. Zeyneb boşandı, îddetini bitirdikten sonra Fahr-i Kâinat (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) Efendimizle evlendiler. Meğer islâmiyet oğulluk diye bir müessese tanımıyacak, cahiîiyet devrinden kalma bu köklü âdeti irâde-i ilâhiyye bizzat Resul-i Ekremine yıktıracakmış... Nitekim öyle de oldu.

 

Fâide : Zeyd ile Zeyneb (Radiyallahu anhuma) hâdisesi bundan ibarettir. Lâkin islâm düşmanları buna türlü türlü uydurmalar katarak tanınmayacak hâle getirmişlerdir. Maalesef düşmanlara ip ucu verenler de müslümanlardır. Taberî'nin rivayetine göre : Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) Efendimiz bir gün Hz. Zeyd’i görmek için evine gitmiş. Onu bulamamış; fakat o sırada giyinmekte olan Zeyneb'i görünce güzelliğine meftun olarak «Gönülleri çeviren Allah'ı tenzîh ederim demiş. Az sonra güya Zeyd (Radiyallahu anh) bunu haber alarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem)'e müracaat etmiş; ve şayet Zeyneb'i beğendi ise onu boşamağa hazır olduğunu bildirmiş.

 

İşte Avrupa muharrirlerinin dört elle sarılarak dillere destan ettikleri rivayet budur. Halbuki bu rivayet. Vâkıdî'den nakledilmiştir. Vâkıdî ise yalancılık ve sahtekârlıkla meşhur bir adamdır. O Abbasîler'in ahlâka uymayan hareketlerini haklı göstermek için bu gibi rivayetleri uydurmuştur. Bu esassız rivayeti Taberi'den başkaları da nakletmışlerse de hadis uleması onları tenkide bile lâyık görmemişlerdir. Meselâ; rivayetleri kabulde ihtiyatsız davranan ibni Hacer-i Askalânî bile Ahzâb suresini tefsir ederken şunları söylemiştir: «ibni Ebî Hatim ile Taberî'nin naklettikleri bâzı rivayetler vardır ki, müfessirlerin birçoğu onları nakletmiş iseler de onlarla meşgul olmaya değmez.»

 

Hafız ibni Kesir de şöyle demektedir: «ibni Ebî Hatim ile îbni Cerir burada selefden bâzı eserler zikretmişlerse de bunlar doğru olmadıkları için biz kaale almadık. Buhâri ile Müslim gibi büyük imamlar bu rivayetleri kitablarına bile almamışlardır.

 

Görülüyor ki, bu rivayetlerin naklen aslı esası yoktur. Akıl da onların uydurma olduğuna hükmeder. Çünkü bir kimsenin beraber büyüyüp yetiştiği bir akraba kızını tâ evlenip de üzerinden seneler geçtikten sonra görmüş olmasına âdeten imkân yoktur. Bekârlığında gördüğü farz edildiği takdirde dahî bütün tazelik ve güzelliği üzerinde iken beğenmeyip de seneler sonra evlendiği zaman bir görüşte âşık olacak derecede sevmesi yine âdeten mümkün değildir.

 

Hakikatte bu aşk hikâyesi münafıkların uydurduğu bir yalandır. Onlar Hz. Âişe'ye de aynı sene zarfında iftirada bulunmuşlardı. Bu gibi iftiralarla müslümanları kandırmağa çalışıyorlardı. Hattâ bâzı saf müslümanlar inanır gibi olmuşlardı.

 

Babımız rivayetlerinden anlaşılıyor ki, Hz. Zeyneb boşanıp iddeti geçtikten sonra bu sefer de Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) onu kendine istemek için sabık kocası Zeyd'i dünür göndermiştir. Hz. Zeyd eski zevcesini görünce Nebi (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) onunla evlenmek istiyor diye kalbinde Zeyneb (Radiyallahu an!ıa)'ya karşı bir heybet ve ta'zim hissederek Ümmehâtı Mu'minindenmiş gibi muamele yapmış, onunla konuşurken arkasını dönmüştür. Halbuki tesettür âyeti inmezden önce ashab-ı kiram'ın âdetleri dünürlüğe gittikleri kadını görmek idi.

 

Zeyneb (Radiyallahu anha) bu dünürlüğe birdenbire cevap verememiş, istihare namazı kılmak için namaz kıldığı yere gitmiştir. Hz. Zeyneb'in istiharesi ihtimal Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellern) hakkında bir kusur işlerim korkusu iledir. Bu arada Kur'ân inmiştir. Bundan murad :

 

«Zeyd'in onunla bir alâkası kalmayınca onu sana nikahladık» [ Ahzab 37 ]

 

âyet-i kerîmesidir. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) gelerek izin almadan Hz. Zeyneb'in yanına girmiştir. Çünkü Allah Teâla bu âyetle Zeyneb (Radiyallahu anha)'yı, kendisine nikahlamıştır.

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu münasebetle tertib ettiği davette misafirlerine ekmekle et ikram etmiş, sofraya oturanlar doyduktan sonra bir hayli yemek artmıştır.

 

Yemekten sonra cemaat dağılmış, yalnız iki-üç kişi muhabbete dalarak oturdukları yerde kalmışlardır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem)'in buna canı sıkılmışsa da bir şey diyememiş, ancak onlara hatırlatmak için yanlarından çıkarak Ümmehâtı Mu'minin odaları önünden geçmiş, onlara selâm vermiştir. Nihayet oturanlar da kalkıp gitmiş ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) zifaf'a girmiştir. Bu arada tesettür (hicab) âyeti nazil olmuştur.

 

Anlaşılıyor ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi \-e Sellem) Hz. Zeyneb için, diğer kadınları için yapmadığı mümtaz bir düğün daveti tertip etmiş bu davete üçyüz kadar sahabe-i ikram iştirak eylemişlerdir.

 

Nevevî diyor ki: «ihtimal bunun sebebi Hz. Zeyneb'i kendisine velisiz şahitsiz Allah Teâlâ hazretleri nikâh ettiğinden dolayı şükranda bulunmaktır...»